Cinsel Hastalıklar

Sifiliz (Frengi) nedir? Nasıl Bulaşır

hsgm resim 2Sifiliz doğru
tedavi edilmediği takdirde uzun dönemde çok ciddi
komplikasyonlara (istenmeyen sonuçlara) neden olan cinsel yolla
bulaşan hastalıklardandır.  Hastalık etkeni Treponema
pallidum adı verilen bir bakteridir.

Gelişmekte olan ülkelerde hemen her zaman yüksek insidansa
sahip olmuştur. Gelişmiş ülkelerde sorun daha çok düşük
sosyoekonomik çevrelerde, aktif cinsel yaşamı olan  aktif
gençler ve genç yetişkinler arasında belirginleşmektedir.

Nasıl Bulaşır?

Genellikle cinsel temas ile bulaşır. Daha az oranda kan
transfüzyonları, öpüşmek vb. yollar ile bulaşabilir. 
Sifiliz kişiden kişiye bakterinin neden olduğu yaralara (şankr)
direkt temas ile de bulaşır. Bu yaralar dış genital organlar,
vajina, makat, rektum, ağız ve dudaklarda görülebilir. Sifiliz,
enfekte anneden doğmamış bebeğine geçebilir. Hastalık kalıtsal
değildir.

Kimler Riskli Gruptadır?

Korunmasız cinsel ilişki ve birden fazla cinsel eş hastalık
riskini çok arttırır.

Belirtileri Nelerdir?

Bulgular cinsel ilişkiden sonraki 3 hafta içinde ortaya çıkmaya
başlar. Hastalık üç evrede görülebilir.

Birinci Evre: Vücuda giren bakteri lenf ve kan yoluyla vücuda
yayılır. Sifiliz ile enfekte olduktan sonra ilk bulguların
ortaya çıkması arasında geçen süre 10-90 gündür (ortalama 21
gün). Birinci evrede tipik bir sifiliz yarası görülür. Şankr
adı verilen kenarları belirgin, sert, yuvarlak-oval, tek,
tabanı temiz, sulantılı ve ağrısız bir yara oluşur. Bazen
birden fazla da olabilir. Yara etkenin vücuda giriş yerindedir.
Ağrısız olduğu için kolaylıkla gözden kaçar. Çoğu hastada bu
dönemde tek taraflı, deriye yapışık olmayan, ağrısız lenf bezi
büyümesi de vardır. Yara 3-6 hafta devam eder ve tedavili ya da
tedavisiz iyileşir. Yara kendiliğinden kaybolsa da enfeksiyonun
ikinci evreye geçmemesi için tedavi şarttır.

İkinci Evre: Bakterinin tüm vücuda yayıldığı dönemdir. Şankırın
çıkmasından ortalama 1-6 ay sonra ateş, baş ve boğaz ağrısı,
kas-eklem ağrıları, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, bulantı
kusma gibi belirtiler ortaya çıkar. İkinci evre boyunca deri
döküntüleri ve/veya yaralar görülebilir.

Bu evre vücudun bir ya da birden fazla bölgesinde ortaya çıkan
cilt döküntüleriyle başlar. Döküntü, birinci yara iyileştiğinde
veya yara iyileştikten birkaç hafta sonra ortaya çıkabilir.
Döküntüler pürüzlü, kabarık, kırmızı, kırmızımsı kahverengi
benekler şeklindedir. El avuç içlerinde ve ayak tabanlarında
sıktır. Genelde kaşınmaz ve bazen farkına varılamayacak kadar
soluktur. Bu döküntülere benzer şekilde ağız, yutak ve genital
bölge mukozasında gri-beyaz plaklar şeklinde lezyonlar da
görülür.

Bu dönemdeki diğer bulgular: Bazı hastalarda sinir sistemi
tutulumu, eklem, karaciğer, göz, böbrek tutulumu olabilir.
Sifiliz bu evrede doğru tedavi edilmezse bir sonraki evreye
ilerler.

Gizli ve Geç Evre: Gizli evre daha önce var olan bulguların
kaybolmasıyla başlar. Sifiliz tedavi edilmezse herhangi bir
bulgu vermeksizin yıllarca vücutta kalabilir. Tedavi görmeyen
vakaların yaklaşık %15’inde, geç evre enfeksiyonun
başlangıcından 10-30 yıl sonra çok daha ciddi olarak ortaya
çıkabilmektedir. Hastada bu dönemde klinik bulgu olmasa da tanı
testleri ile enfeksiyonun varlığı saptanabilir ve bu dönemde
hasta bulaştırıcıdır.

Bu dönemdeki bulgular: Kas hareketlerinin koordinasyonunda
güçlük, felç, hissizlik, körlük, ruhsal bozukluklar
görülebilir.

Sifilizin geç evresinde hastalığa bağlı hasarlar görülür. Bu
evredeki hasta bulaştırıcı değildir. Hastalık iç organlarda
(kalp, karaciğer, beyin gibi) hasar yaparak ölüme sebebiyet
verebilir. Tedavi edilmeyenlerde kalp ve damar tutulumu ve buna
bağlı göğüs ağrısı ve infarktüs görülebilir.

Sifilizin her evresinde sinir sistemi tutulabilir ve bu tutulum
belirtisiz olabileceği gibi şuur bozukluğu, felçler, yürüme ve
denge bozukluğu, bunama, idrar kaçırma, konuşma bozukluğu gibi
bulgulara neden olabilir.

Hamile sifiliz hastaları doğmamış bebeğine enfeksiyonu
bulaştırabilir. Hastalık erken doğum, ölü doğum ya da düşük
doğum ağırlıklı bebeğe neden olabilir. Gebelikte ve doğumda
gerekli testler yapılmalı eğer test sonuçları pozitif ise acil
tedaviye başlanmalıdır. Birinci veya ikinci evrede olan
sifilizli anne tedavi edilmezse ölü doğum, düşük, erken doğum
olabilir. Nadir birkaç vakada hiçbir anormallik görülmediği
bildirilmiştir.

Annenin en bulaştırıcı olduğu dönem erken evredir Erken sifiliz
evresinde bebeğe geçiş daha fazla olmaktadır. Sifilizli bir
anneden etkenin fetüs dolaşımına geçişi, gebeliğin 9.
haftasından itibaren başlar. Bebekte ilk 3 aydan itibaren
bulgular ortaya çıkar. Etken gebeliğin 5. ayından sonra,
fetüsün bütün sistemlerini sarar, fetüste konjenital sifiliz
tablosuna neden olur.  Karaciğer-dalak büyümesi, sarılık,
kansızlık, döküntüler, lenf bezi büyümeleri, göz-kemik
tutulumları, menenjit, sinir felçleri görülebilir. Bu nedenle
gebeliğin 5. ayından sonraki düşüklerde ve ölü doğumlarda daima
sifilizi düşünmek gerekir.Doğum esnasında annenin genital
bölgesinde şankr varsa, yani anne erken sifiliz 1.döneminde ise
bebeğe bulaş olabilir. O zaman bebekte edinsel sifiliz
belirtileri ortaya çıkar.Geç evredeki sifiliz bulguları 2.
yaştan sonra görülür. Hutchinson dişleri denilen özel diş
yapısı, duyma kusuru, mental gerilik (zekâ geriliği), semer
burun görülür.

Enfekte bebek hastalık bulguları olmaksızın da doğabilir. Buna
rağmen acil olarak tedavi edilmez ise birkaç hafta içinde ciddi
sağlık problemleri gelişebilir. Tedavi edilmemiş bebeklerde
katarakt, sağırlık ve konvülziyon (nöbet geçirme) gibi sağlık
sorunları ortaya çıkabilir ve ölümle sonuçlanabilir.

Kardiyovasküler ve nörolojik komplikasyonların yanı sıra ölü
doğum ve doğumsal sifiliz gibi sorunlu gebelik ve hastalıklı
bebek doğumlarına da yol açabilmektedir.

Tanısı Nasıl Konur?

Sifilizin bulaşmasında, enfektif özellik taşıyan şankır, plak
müköz ve kondiloma lata lezyonları rol oynamaktadır. Ayrıca
sifiliz, kan yoluyla da bulaşabilirse de günümüzde kanların T.
pallidum antikorları yönünden kontrol edilmesi nedeniyle, bu
bulaşma yolu önemini kaybetmiştir. Tanıda, karanlık alan
mikroskopisinden söz edilmekle birlikte, kullanım güçlüğü ve
kesin tanı koydurmaması nedeniyle, bu yöntem yaygın olarak
kullanılmamaktadır. Günümüzde tanı, serolojik temele dayanan
nontreponemal (RPR, VDRL) ve treponemal (FTA-ABS, TPHA)
testlerle koyulmaktadır. Gebe kadınlarda bu testlerin rutin
olarak yapılmasında yarar vardır.

Tedavisi Nasıldır?

Tedavide doğru antibiyotik kullanımı önemlidir ancak tedavi
enfeksiyonun neden olduğu hasarları geri çeviremez. Erken evre
sifiliz için kısa süreli antibiyotik tedavisi yeterli iken
gizli ve geç evre sifilizli hastalarda daha uzun süreli
tedaviler uygulanır.

Sifiliz geçirmiş olmak bu hastalığa karşı koruyuculuk sağlamaz.
Başarılı ve doğru bir tedavi uygulansa bile tekrar bakterinin
alınması ile yeniden hasta olunabilir.

Penisilin bu hastalığın her evresinde başvurulan ilk seçenektir
ve genellikle hastalığı başarıyla tedavi etmektedir. Tedaviden
sonra hasta, nontreponemal testler olumsuz oluncaya dek, 3-6
aylık aralıklarla izlenmelidir. Testlerin olumsuzlaşması bazen
uzun zaman (birkaç yıl) alabileceğinden, bu konuda sabırlı
olmak gerekir.

Eğer gebeyseniz ve sifiliz hastasıysanız doğmamış bebeğinize
enfeksiyonu bulaştırabilirsiniz. Sifilis erken doğum, ölü doğum
ya da düşük doğum ağırlıklı bebeğe neden olabilir. Gebelikte ve
doğumda hemen testlerinizi yaptırmalısınız ve eğer test
sonuçlarınız pozitif ise acil tedavi almalısınız.Geç sifilizli
annede fetüsün hasar görme olasılığı azalır. Özellikle 4 yıldan
sonra, tedavi edilmemiş sifilizde bile tehlike oldukça
düşüktür. Uzun süre önce sifiliz geçiren, tedavi olmamış geç
sifilizi olan anne gebe kalırsa sağlam bir bebek doğurabilir.
Ancak bebek sağlam bile olsa sifilitik kabul edilerek tedavi
edilmelidir. Enfekte bebek hastalık bulguları olmaksızın da
doğabilir. Buna rağmen acil olarak tedavi edilmez ise birkaç
hafta içinde ciddi sağlık problemleri gelişebilir. Tedavi
edilmemiş bebeklerde katarakt, sağırlık ve konvülziyon (nöbet
geçirme) gibi sağlık sorunları ortaya çıkabilir ve ölümle
sonuçlanabilir.

Korunma Yolları Nelerdir?

Sifilizden korunmak için; mutlaka kondom kullanılmalı, şüpheli
cinsel ilişkiden kaçınılmalı ve uzun dönemli, tek eşli cinsel
ilişkiler tercih edilmelidir. Genital bölgede yara, akıntı veya
kaşıntı gibi belirtiler gözlendiğinde uzman bir hekime
danışılmalı ve cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Sifiliz testi
pozitif çıkan anne bebeğini emzirmemelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir